10 Kasım 2011

Contagion (2011)


Bazı sinemacılar vardır, yılların ardından unutulmayacak filmler üretmemiş olsalar da kendilerine has bir çizgiye sahip olan ve her filmlerinde bunu hissettiren. İşte Steven Soderbergh de onlardan birisi. El attığı birbirinden çeşitli yapımda, konular ve türler ne kadar farklı olsa da üslupta bir birlik sözkonusu.
Contagion, benzeri diğer filmlerden daha farklı bir kumaşa sahip. Demogoji oranı benzerlerine göre daha azken, gerçekçi yaklaşımı kat ve kat fazla. Dramatik altyapısı güçlü, oyunculukları abartısız ve sade...
Gerilim kategorisi altında izleyiciye sunulan birçok filme nazaran daha gerçek ve olası bir gerilimi hissettirmesi açısından da daha etkileyici bulduğum bir yapım.

21 Şubat 2011

The Resident (2011)


Gerilim filmlerinde gerilimin mekânla özdeşleştirilmesi ve mekânın kendisinin en büyük gerilim unsuru olarak kullanılması fikrini severim ben. Özellikle bunu başarılı bir şekilde uygulayan filmlerde zaten genel olarak favori gerilim filmlerimin arasında yer alır. The Resident aynen bunu yapıyor fakat, zayıf noktaları ve daha önce yapılmış aynı tür filmlerle benzerlikleri çok fazla olduğundan iz bırakan, etkileyici gerilimler arasına koyamıyorum bu filmi. Belki en fazla eğlencelik diyebilirim.

7 Şubat 2011

Black Swan (2010)


Her zaman balerinlerin tehlikeli olma potansiyelini içlerinde taşıdıklarını düşünmüşümdür. Buna sebep olarak, kendilerini birçok şeyden mahrum etmek zorunda olmalarını, hırslarını ve mükemmeliyetçi bir ortamda yaşıyor olmalarını gösterebilirim. Nitekim balerinler arasında yaşanan gerilim dolu ilişkiler defalarca sinemaya hizmette etmiştir. Ancak daha önce - tek bir karakter odaklı olsa da- işin psikolojisini bu denli iyi yorumlayarak verebilen bir film daha yapılmamıştı.

6 Şubat 2011

Sanctum (2011)


Sanctum aslında sinemaya uyarlamaya çok müsait yaşanmış bir hikayeden yola çıkılarak oluşturulmuş bir film. Söylenene göre orijinal hikayeden tek farkı olayı yaşayan gerçek kişilerin yerine, filmi ilginç kılabilecek ve farklı alt metinlere zemin hazırlayabilecek yeni karakterler oluşturulmuş olması. Film yeni keşfedilmiş bir mağara içerisindeki araştırma ekibinin, patlak veren bir fırtınanın çıkışı kapatması yüzünden bu mağarada mahsur kalarak kendilerine başka bir çıkış yolu aramasını konu alıyor.

12 Eylül 2010

Frozen (2010)



Çok öncelerden fragmanını görüpte uzun zamandır sabırsızlıkla beklediğim filmlerdendi Frozen. Ve gerçekten beklediğime de değmiş. Zaten gerilim türünün tek mekanda geçmesine ve kısıtlanmışlık duygusu hissettirmesine bayılan biri olarak Frozen'ı izlemeye büyük bir iştahla başladım. Fakat film sadece benim beklentilerimi karşılamakla kalmıyor, aynı zamanda farklı duyguları da sözkonusu gerilimin içine katıştırarak adeta bir ziyafet çekiyor.

10 Eylül 2010

After.Life (2009)



After Life konusu itibari ile işlenebilme potansiyeli çok yüksek olan ve bir çok farklı aktarıma el veren bir film aslında. Altmetnine sayısız filozofik önermeyle birlikte baskın olarak varlık arayışı çok başarılı bir şekilde yedirilebilir, tabi üzerinde ciddi olarak çalışılırsa.

16 Mayıs 2010

Triangle (2009)



Uzun zamandır iyi bir film izlememiştim. Bu yüzden Triangle ilaç gibi geldi sanırım. Filmin isminin bermuda şeytan üçgenine bir gönderme olduğunu düşünmekle beraber denizin ortasında ıssız bir gemide geçen en iyi filmlerden biri olduğunu söyleyebilirim.

19 Nisan 2010

The Last House on the Left (2009)



Yine bir Wes Craven uyarlaması olan The Last House on the Left özgün hikayesinden ötürü son derece ilgi çekici. Bildiğimiz korku filmlerinin istikrarlı karakter yapısına tezat oluşturacak şekilde bu filmde kurban-maktül ilişkisi ters yüz edilmiş vaziyette.

17 Nisan 2010

Gone (2006)


Eğer uzun yolculuklar ve gizemli yabancılarla örülmüş hikayeler ilginizi çekiyorsa Gone’ı sevebilirsiniz. Türkiye’de vizyona girmeyen Gone, ülke sınırlarına ancak DVD yoluyla ulaşmış vaziyette. Filmin tamamı Avustralya’da geçiyor. Kız arkadaşı Sophie ile Avustralya’da buluşup beraber tatil yolculuğuna çıkan Alex yine burada tanıştığı Taylor ile arkadaş olarak eküriye onunda katılmasını sağlar. Zaman ilerledikçe Taylor’ın hiçte o kadar masum olmadığı ortaya çıkar…

12 Nisan 2010

The Hills Have Eyes (2006)


Yeniden çevirimlerin fiyaskoyla sonuçlanmasına alışmış birisi olarak Hills Have Eyes’ı izlemeye başladığımda da bir önyargı sözkonusuydu açıkçası. Korkunun ustalarından Wes Craven’ın 1977 yılında çektiği aynı adlı filmin reprodüksyonu niteliğindeki film Alexandre Aja yorumuyla da hiç fena olmamış aslına bakarsanız. Özellikle müzik gerilimi arttırma konusunda çok başarılı kullanılmış.

Funny Games U.S. (2007)



Gerilim ve Korku türü filmlerden sanat filmi olmaz diyenler halt etmiş!!! Funny Games tamda bunu savunanların yüzüne tokat gibi gelecek türden bir film. Gerim gerim germesi bir yana, aynı zamanda düşündürüyor ve sizi psikolojik açmazlara sevkediyor. Tek kelimeyle cesur bir film.